Ankara’da üretim yapan firmalar için lojistik, çoğu zaman işin “son aşaması” gibi görünse de aslında tüm ihracat matematiğini doğrudan etkileyen kritik bir alan. Navlun, iç nakliye, depo, sigorta, liman masrafları ve ek hizmetler doğru yönetilmediğinde, kârlı görünen bir sipariş, sevkiyat bittiğinde beklenenden çok daha düşük kârla sonuçlanabiliyor. Tam tersine, lojistik ücretleri profesyonelce planlanan firmalar, hem teklif verirken daha özgüvenli oluyor hem de teslimat tarafında müşterisine güven aşılıyor.
Lojistik ücretlerini yönetmenin ilk adımı, maliyet kalemlerini net olarak tanımaktan geçiyor. Ürününüzü Ankara’dan limana kadar taşıyan iç nakliye, depolama giderleri, konteyner veya parsiyel taşıma bedelleri, sigorta, liman hizmetleri ve gümrükle bağlantılı bazı operasyonel masraflar, toplam lojistik tablosunun parçaları. Örneğin mobilya ihracatı yapan bir firmanın hacim ve ambalaj nedeniyle konteyner doluluk oranlarına odaklanması gerekirken, makine ihracatı tarafında ağırlık, özel ambalaj ve sigorta kalemleri öne çıkıyor. Bu yüzden lojistik maliyet planı ürün bazlı düşünülmeli; her dosyada aynı şablon kullanılmamalı.
Bir diğer önemli nokta, lojistiği teklif aşamasından ayrı düşünmemek. Müşteriye verdiğiniz fiyatın içine hangi lojistik kalemlerinin dâhil olduğu, hangi teslim şeklini kullandığınızla doğrudan ilişkili. FOB mu veriyorsunuz, CIF mi, yoksa başka bir Incoterms modeli mi tercih ediyorsunuz? “Nasıl ihracat yaparım?” sorusunun cevabı, aslında “Lojistikte hangi risk ve maliyetleri üstleniyorum?” sorusuyla birlikte düşünülmeli. Burada deneyimli bir ihracat uzmanı ile çalışmak, fiyat–teslim–ödeme üçlüsünü dengeli kurmanıza yardımcı olur.
Navlun ücretleri, küresel koşullara göre dalgalanabilen bir alan. Bu nedenle tek taşıyıcıya bağımlı kalmak yerine, hattınıza uygun birkaç alternatif taşıyıcı ve forwarder ile çalışmak, hem rekabetçi fiyat almanızı hem de kapasite sıkıştığında esnek olabilmenizi sağlar. Düzenli sevkiyat yapan firmalar, belirli hatlarda çerçeve anlaşmalar yaparak birim maliyetlerini daha öngörülebilir hâle getirebilir. Bu noktada, sadece en ucuz fiyatı değil, servis kalitesi, transit süre ve hasar oranlarını da hesaba katmak gerekir.
Lojistik yönetimi aynı zamanda ihracat pazarlama tarafıyla da bağlantılı. Müşteriye sunduğunuz teklifin içinde “teslim süresi” net yazılıp, bu süre lojistik planınızla uyumlu değilse, en ufak aksaklıkta güven kaybı yaşanır. Oysa Ankara’daki bir üretici, iç nakliye, yükleme ve gemi programlarını birlikte planladığında, teklif ettiği terminleri gerçekçi şekilde tutturabilir. Bu da markanın “sözünün eri” algısını güçlendirir.
Birçok KOBİ için en büyük zorluk, tüm bu kalemleri her dosyada tek tek takip etmek. İşte burada dışarıdan alınan profesyonel ihracat danışmanlık ve gerektiğinde ihracat departman hizmeti devreye giriyor. Lojistik maliyetleri için standart tablolar oluşturmak, ürün bazlı navlun ve yan gider matrisleri hazırlamak, teslim şekillerine göre kârlılık senaryoları çıkarmak, bu hizmetlerin önemli bir parçası. UYA Dış ticaret, Ankara merkezli firmalar için tam da bu noktada, lojistiği sadece “yük gitsin gelsin” mantığından çıkarıp, finansal ve operasyonel açıdan yönetilen bir yapıya dönüştürmeyi hedefleyebilir.
Lojistiğin iyi yönetildiği bir firmada, teklif veren ekip hangi hatta, hangi ürün için aşağı yukarı hangi maliyetin oluşacağını bilir. Sürekli sürpriz masraflar çıkmadığı için de hem fiyatlandırma tarafında hem de müşteri ilişkilerinde sakin ve kontrollü kalmak mümkün olur. UYA Dış ticaret, tüm dış ticaret zincirini ele alırken lojistik ücretleri ve yönetimini de merkeze koyarak, ihracat yapan şirketlere sürdürülebilir ve öngörülebilir bir yapı kurmalarında destek olabilir.